Halefiyet İlkesi ve Rücu (2015 Şubat)

Sigorta şirketleri sigortalılarına hasar ödemesi yaptıktan sonra, onların yerine geçerler. Halefiyet ilkesi adı verilen bu duruma göre, hasarın oluşmasına neden olan kişiden, bu ödenen hasarın tazmini yoluna giderler.

Sigorta poliçesinin sahibi, poliçenin teminatları ve klozları dahilinde, hasarını sigorta şirketinden alır. Sigorta şirketi bu aşamada, ilgili hasarın oluşma sebeplerini araştırır. Eğer kusur sigortalının kendisinde ise, zaten yapacak bir şey yok. Hem hasarı ödeyip, hem de sigortalıdan bunu geri talep edemez. Tabii bazı istisnai durumlar da vardır ki, yazının sonunda değineceğim.

Eğer hasara sebebiyet veren bir üçüncü kişi ise ve bu durum bir şekilde ispatlanabiliyorsa, sigorta şirketi, ödediği tazminat tutarını kendisine geri ödemesi için bu kişiye rücu davası açar.

Burada daha iyi anlaşılması için şöyle düşünülebilir. Eğer bir sigorta poliçemiz olmasaydı, zararımıza neden olan ve bu zararı karşılamasını isteme hakkımız olan bir kişi varsa, biz bu kişiden bize verdiği zararı ödemesini isteyecektik. Sigorta şirketleri işte bizim bu süreci üzerimizden devralır. Bize vadettiği şekilde hasarımızı öder, fakat sonra bizim yerimize, hukuki süreci başlatır.

Aracımıza biri gelip çarparsa ve çarpan da resmi olarak belli ise, biz hasarımızı kasko poliçemizden tazmin ederiz, daha sonra kasko poliçemiz bize çarpan kişiden bu hasar tutarını talep eder. Bizim kasko şirketimizin talebini de, karşı tarafın trafik sigortasını düzenlemiş olan sigorta şirketi karşılar. Eğer olur da karşı taraf trafik sigortasını yaptırmamış olursa, o zaman da bu ödenmesi gereken parayı, direkt araç sahibi kendi cebinden ödemek durumundadır.

Trafik sigortalarının zorunlu poliçeler olmasının sebebi de bundan dolayıdır. Çarptığımız kişinin kaskosu olmayabilir. Bizim de, o aracın hasarını karşılamaya yetecek kadar paramız olmayabilir. Bu durumda, çarptığımız kişinin mağduriyet yaşamaması için, trafik sigortamızı yaptırmış olma zorunluluğumuz vardır.

Yazının başında belirttiğim istisnai durumların en önemli örneklerinden birini bu aşamada verebilirim. Alkollü araç kullanmak. Eğer alkollü olarak bir arabaya çarpmışsak, bizim trafik sigortamız, yine karşı tarafın mağdur olmaması için onun hasarını öder. Fakat daha sonra, ödediği bu hasar tutarını bize rücu eder. Aynı durum, eğer aracı kullanan kişinin ehliyeti yoksa da benzer şekilde olacaktır.

Rücu sistemi yangın poliçelerinde de çok sıklıkla yaşanmaktadır. Üst katta patlayan bir su borusunun bizim evimize verdiği zararı, konut sigortamız öder, sonra hasara sebebiyet veren üst kat komşumuza rücu eder. Eğer üst katında bir konut poliçesi varsa ve sorumluluk teminatları da poliçe kapsamında verilmişse, sigorta şirketleri birbirleri arasında süreci tamamlarlar.

Son olarak ortak alanlarla ilgili kısma değinmek istiyorum. Apartmanlarda tüm dairelerin ortak kullanımında olan bölümler vardır. Ortak alanlar dediğimiz bu alanlardan kaynaklanan hasarlar ise tüm dairelerin ortak sorumluluğunda olacaktır.

Örneğin, en üst kattaki daireye, çatıdan meydana gelen bir dahili su hasarında, evin konut sigortası zararı karşıladıktan sonra, apartman yönetimine rücu eder. Bu durumda tüm daireler, bu zararı ortak olarak ödemek durumundadırlar. Buna zarar görüp de tazminat ödemesi alan daire de dahil olacaktır.

Apartman yönetimleri, ortak alanlarda oluşacak hasarlara ve yine bu ortak alanlardan kaynaklanıp, apartman yönetimine rücu edilebilecek hasarlara karşı, ortak alanlar sigortası yaptırabilmektedirler.

Bir sigorta poliçesi alırken, sigortalattığımız kıymet kadar, onun kusurundan dolayı oluşabilecek hasarlara karşı sorumluluğumuzu da teminat altına almayı unutmamalıyız. Aksi halde, hiç ummadığımız maddi zararlarla karşı karşıya kalabiliriz.

Sağlıklı günler dilerim.


Özgür Muharrem ŞİŞİK

ozgur@kavramsigorta.com.tr


MAVİŞEHİR DERGİSİ