Sigorta Poliçelerindeki Prim Artışları (2020 Mart)

Sigorta sistemi kazanç elde etme sistemi değildir, bir hasar yönetim sistemidir. Biraz daha detaylı tanımlamak gerekirse sigorta sistemi,


gerçekleşmesi bir ihtimale bağlı olan ; yani %0 ile %100 arasında bir olasılıkla ya meydana gelir ya da gelmez. Meydana gelirse bir zarar ortaya çıkar, gelmezse zarar yoktur.


para ile ölçülebilir bir durumun ; yani güvence altına alınan şeyin, objektif olarak herkes tarafından kabul görecek bir değerde olması gerekir. Bir kişi için manevi açıdan çok değerli olan bir eşya ya da eski ama sahibinin tabiriyle “yeni araçlara taş çıkartır” bir araba, sadece sahibi ya da o nesneye farklı sebeplerden bağlı olan bir kaç kişi için değerli olabilir, ama herkes için değil.


ortaya çıkması sonucu oluşacak zararın bir bedel karşılığı ; yani tüm kriterler hesaba katılarak hesaplanan ve sigortacılıkta prim olarak bilinen hizmet bedelidir. Riskin gerçekleşme ihtimali %0 dan %100 e doğru gittikçe ödenmesi gereken prim artar. Yaşımız ilerledikçe, hastalanma ihtimalimiz de artacağı için, ödememiz gereken prim miktarının da artması bu yüzdendir örneğin.


başka birisine devredilmesi sistemidir ; yani, o riskin yaratacağı kaybı yerine koyma sorumluluğunu kendi omuzlarımızda taşımak yerine, bir başkasına devretmiş oluruz. Sözleşme süresi sona erene kadar da, ilgili riskten dolayı maddi yara almayacağının bilinciyle rahat yaşarız.


Bundan dolayı, sigorta poliçemizden bir tazminat ödemesi almamış olmamız, poliçeyi kullanmamış olduğumuz anlamına gelmez! Poliçe süresi boyunca sigorta şirketi, olası bir hasarda, zararı karşılamak üzere hazır bekleyerek vaad ettiği hizmeti yerine getirmiştir.


Yani, hasar meydana gelse ödeme yapacaktı; hasar meydana gelmez ise ödeme yapmayacaktı. Yoksa hiç bir ekonomik unsur, 100 birim çıkış yapmak üzere karşılığında 3 birim girdi kabul etmez.


Konuyu bir de tersten düşünürsek, 10 sene prim ödediniz ve herhangi bir hasar meydana gelmeden geçti süre. 11. sene içinde bir hasar yaşandı ve o kadar zaman ödediğiniz primin belki de onlarca misli kadar bir tazminat aldınız sigorta şirketinden. Bu durumda da, sigorta şirketi (ya da sistemi) “ne kadar az para ödüyordun, ne kadar çok para çektin sistemden” diyerek bir sonraki poliçenin primini ödediği hasar rakamına çekmesi gerekir. Fakat tabi ki böyle bir durum söz konusu değil.


Peki onu anladık da, hiç hasar yaşatmadığım poliçemin primi de her sene artıyor!!!


Keşke ülkemiz enflasyonist bir ülke olmasaydı da, bu sorunun cevabını açıklamakla geçirmek zorunda kaldığımız zamanı, sigortacılık mesleğini yapmaya kullanabilseydik.


Enflasyon sebebiyle, araçların yedek parça fiyatları artıyor.


Enflasyon nedeniyle, bina inşaa birim maliyet bedelleri artıyor. Çünkü demirin fiyatı artıyor, tuğlanın fiyatı artıyor, çimentonun fiyatı artıyor, seramiğin fiyatı artıyor, kabloların-boruların-boyanın fiyatı artıyor.


Enflasyon nedeniyle, tedavilerde kullanılan malzemelerin fiyatları, hastane maliyetleri, doktor maliyetleri artıyor.


Örneğin bir önceki sene 60.000.-tl’ ye yapılan bir ameliyat, her şey aynı iken bu sene 78.000.-tl’ ye yapılıyor. Bu durumda biz, önceki sene sağlık sigorta poliçemiz aracılığı ile sigorta şirketine 60.000.-tl’ lik riskimizi devretmişken, bu sene üzerimizde taşıyacak olduğumuz 78.000.-tl’ lik riskten kurtulmuş oluyoruz. Sigorta şirketinin primlerindeki artış, fazladan 18.000.-tl’ lik yükü de üzerimizden almış olmasından kaynaklanıyor. Yoksa sigorta şirketleri doğrudan fiyatlarına zam yapmıyor. Devir aldıkları risk miktarı arttığı için prim de ona paralel artıyor.


Eğer ki sona eren poliçemizden bir de tazminat ödemesi alsaydık, o zaman artış oranı biraz daha yüksek olacaktı. Çünkü bu sefer, poliçemizi kullanmamış olmamızdan ileri gelen indirim de ortadan kalkacak, hiç değilse oranı azalacaktı.


Kısacası, her birimiz, hayatlarımızın her bir kaleminde yaşıyor olduğumuz fiyat artışlarından şikayetçiyiz. Keşke çok sağlıklı bir ekonomiye sahip olsak ve enflasyon ve yüksek vergilerden arındırılmış, gerçek mal ve hizmet bedelleri ödeyerek yaşıyor olabilsek. Fakat Türkiye ekonomisi enflasyonist ve ayrıca vergi ve döviz kuru artışlarıyla baş etmek zorunda olan bir ekonomi. Sigorta sektörü de bu ekonominin bir parçası olması nedeniyle, artan fiyatlar karşısında, primlerin artmaması mümkün değil.


Dilim döndüğünce, özel sigortalardaki prim artışlarının temel sebebini anlatmaya çalıştım. Yeri geldikçe bireysel anlatımlarıma devam edeceğim elbette. Umuyorum ki, enflasyondan arındırılmış bir ekonomiye kavuşuruz ve prim artışları tamamen poliçelerden hasar alınıp alınmamasına bağlı olarak gerçekleşmeye başlar. O zaman “poliçemi kullanmamama rağmen fiyatım neden düşmüyor?” sorusu da tarihe karışacaktır.


Herkese yüksek gelirli ve düşük giderli bir ay diliyorum.


Özgür Muharrem ŞİŞİK

[email protected]